parça

ne yakıcı savaştı Luan
sokağından geçtim
saçların onüç ceset arasından bakıyordu
kırgındılar
onüçü de ağırdılar, ağrıydılar, kokuları küldü
her göz değiminde bir daha öldüler
kaç kez baktıysam, ömrüme suç üstü

gözlerinle bir geçitte karşılaştık
gözbebeğin uykusamış
yuvasında korku…
ve pimi çekilmişti özlemenin; ama kirpiklerin
ne kırılmaz parmaklıktılar
ne acizdi ellerim
Luan… gözbebeğim

avuçlarını eski köprüde kıpkırmızı öptüm
susuzdular
kıpırtısızdılar
dudaklarıma aldırmadılar
kırık bir ayna gibi boylu boyunca
çok sessiz, uzandılar
yaşamın iki yüzü orada göründü
avuçların, o flu öykü
ve parmaklarında turuncu yaz gülüşleri
ne uzak uçuştular…

ayaklarını kızıl çayırlarda koşuştururlarken buldum
ne mutlu çocuktular
eve dönüşsüzdüler
taptaze bahar kovalıyorlar sandım /ne yanılgı…
kırıldılar Luan
ve ev çok uzak kaldı

yüzün şehir meydanına asılmıştı /ağlıyordum
gamzende yüz çocuk gülümsüyordu
herbirini mezarından öptüm
seni boynundan…
boynun, hayat gibiydi Luan
kısa-kesik bir çizgi
ömrüne ninni gibi
kanıyordu

_ _ _
acı ve kül kokuyorum, yeter
işte kuşlar ve köpekler de intihar etti
ve gövden yatağında öyle yalnız ki…
için koca bir çukur
sokaklar bile sağ kalmaya cesaret edemiyor artık
etten ve kemikten tanrılar
korkuyorum Luan
ve çok yorgunum
beni bir başka hayata sakla
içinin çukuruna gömülüyorum

Advertisements

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s