sendrom

Aklına gökkuşağı kaçır;
Sorusuz, cevapsız, zamansız olsun.
Kuşları, denizi, balıkları
En çokta imkansızı düşün.
Sesini titret ve ince belli çay bardaklarını
Kavra sağ elinle…
Mahmur bir güneş doğur kısık sesime.
Pazartesi endişesine takılan fikrinde
İmkanların olayım…

Falanca bir evin, falanca katında,
Ama illa ki göğsünde, illaki avucunda
Petunyalar büyüt!
Sabaha karşı sarsın yaprakları
Ürkek ve dengesiz ellerimi…
Soyunduğun iklimleri bana giydir.
Pazartesiye edilen küfürler eşliğinde
Sırdaşın olayım…

Çok basit, çok sıradan ve çok güzel
Düşlemek ikimizi sinema kuyruklarında
Diyorken,
Gazetelerdeki her manşette adını görüyorum.
En beter halüsinasyon işte.
Ya da benim istediğimdir sığınmak adına.
Yani bilmiyorum, yani bilmek de istemiyorum.
Sen de bilmek isteme!

Filanca saatte, filanca durakta
Seni bekliyor olayım

Hayır güzelim, tam olarak bu da değil

Pazartesi kanaması geçirdiğin her saatte
Akşamlarına dökülen şarabın olayım.

Göl gibi, saz gibi, deniz gibi,
Gece yarıma açtığında kartlarını
Seni aldatıyormuşum gibi gelse de
Hayır güzelim ne münasebet!
Aklının dehlizini avuç içimde oynattığımda
Pazartesi yalanlarının girdabına düşerek
Namussuzun olayım…

Advertisements

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s