yalan

günlerdir kendimi harika bir vedaya hazırlıyorum
son olacak…
hep gidecekmiş gibi olsun,
hep bitecekmiş gibi…
düştüğüm an kalkabileceğim,
boynumu bükmeden arkasından bakabileceğim kadar cesaret gerekli…
hepsi bu!
özledim desem gönlüm gücenir,
özlemedim desem yalan…

engel

kendini terk edebilir misin?
önüne duvarlar çıkar
ister hapis de, ister lanet..
gidemezsin…
gidilmez öyle…
yasak kardeşim…
yol çalışması var!
hayat zar değil ki ?!
atarsam kaç gelir diye sallayamazsın..
denizleri satamazsın!!
bırakmazlar balıklar…
bırakmasınlar zaten…
şeytanlarım bile imanlı bu işte…
öyle kolay gidemezsin,
öyle manasız…
saçmalığın ötesi olur kaçmaya çalışman.
filmden en güzel sahneleri çalamazsın…
bu şehir geçtim de
ben yakanı zaten bırakmam!!

fig

Bu şehrin gözlerinden akıyorum geceleri
ve biraz daha büyüyorum her gece
Sana benziyorum
Gitgide
Azalan yağmurları seviyorum.
Perdeleri çekilmiş evleri
sırları karanlıksa
sana benzetiyorum.

Sokak lambalarında sinekler uçuşuyor
Sen yıldızlar diyorsun ya/sayılmaz
Ben diyorum günlerin sensizleri

Hesap yoksunu bir aşkı özgür bırak ey kalbim!
Düşürme dilinden nedenlerini
“git dedin; gitti”

Nasıl bir gitmek ki bu
Kendisinden başka hiçbirşeye benzemedi
Her sokak başı soluğum biraz
ve biraz yorgunluğum
Geceleri sayıyorum
Sinekleri
Saatleri
Islanmış biri gibi,
üşüterek yüreğimi
Şimdi anlıyorum ki
Karışamadığım sesleri
Bir ayrılıkta
Susmuşum

Yıldızlar mı
Gözlerin mi
Bu şehirde alıkonmuş sözler mi?
İçinde sen yoksun diye mi?
Beklemenin bahanesi sesine dolan bir şiirdi
Açtığımda gözlerimi “ışığı kapatma!” yalnızlık
Hayır…
Hayır, bu kırgınlıkta
Gelmemelisin

Uyku yok düşlerime
Seni konuşuyorum geceyle
Ne olur kimseye benzeme
Biliyorumki sende
Uykusuz şehrin koynunda yatacaksın

Şimdi hiç bir şey olmamış gibi
Üç satırda sabahlarım doğarken
Güne haykırıyorum
onu çok özl….
onu çok arı…
onu çok sev…

Bu şehrin gözlerinden akıyorum geceleri
ve yağmurlar azaldığında belki…
Bana neyi ödetiyorsan şimdi;
Bana hiç benzemeyen bir adam olsun

da

Aşkın zarını yırtıp ay/nı ışığa kavuşmadan dur! demek gerek ../.. Farklı bir masal var mı bildiğin?..Yarım kalsa da bir gün…

Gözlerinin değdiği yerden kaçırıyorum gözlerimi
Devrik cümlelerin enkazından süslü kelimeler çıkarıp
Saçlarına taktığımda…
Bir şiirin orta yerinde sırtımı dayamış mısralara
Bir aşk yakarışını duymazlıktan gelirken
Gölgemden düşen ‘sen’leri topluyorum…
Benim hiç şiirim olmadı
Sana bir sır vereyim;
Ben de şair değilim…

Heybetli bir gecenin durgun terk edişinde gizlenir karanlık
Bir vedaysa eğer bu ayrılığa yakışır olmalı
Unutulmaya hazır/mı ismin,
Sus ve dinle sadece ../..
Kelebeğin ömründen çalınmıştır aşk
Tanrı’nın gözlerinde ışırken ayrılık

Bakire tutkuların hücrelerine sığınmış
Renkleri soldurmak hayallerin
Cesur martının kanadında yalnızlık
Yerden yükseldiğince alçalır esaret
Özgürlük;
Göğe uçabilmek
Benim hiç kanatlarım olmadı
Sana bir sır vereyim;
Ben de melek değilim…

Kumrular sevişebilirdi mesela
Ama biz hayır!
Ayrılığın dudağına ıslak öpücükler kondurmak
Bir günahtan kaçmak belki
Ya da korkular üçgeninde saklı bir çember
Ne de olsa her başlangıç bir sona gebe
Ne çıkar olsa
Daha erken daha da erken…

Yıldızlar kavuşabilirdi mesela
Farklı coğrafyaların sevdaları
Hayır!
Bu sonu daha en baştan yazdık
Umut dalgalanan limanlardan
Sahte gülüşler çaldık
Bizdik;
Sen, ben olamadık hiç
Sana bir sır vereyim;
Ben de ben değilim…

Yağmurların sarmaladığı gözümden süzülenler
Yetmedi inandırmaya seni
Hâlbuki avuçlarının ıslaklığı karışınca tenime
Tüm yaralarım iyileşirdi
Üzülmem sanırsın ayrılığın yamacında durup
Boğulan sevgileri seyrederken
Üzülürüm ../..
Bir bozgunun başrolünde
Ağlamam değil mi yitip gitmelere
Bilirim ağlamaz dersin
Ağladım ../..
Söylemiştim;
Ben melek değilim…

Sonu getiren çığlık delerken kulakları, yürek aldırmayıp, yoluna devam etmeli ../.. Bütün masallar benzer birbirine…Yarım kalsa da bir gün…

dem

Yüzünün astarını en çok ben bilirim
saklandığında yerini ben

aynalardan…

bir ben bilirim kadehindeki dostluk şerbetinin tadını
bir ben sarhoş olurum sorgusuz, sualsiz o kokuyla

izin ver kurtarayım seni bu kör boşluktan
izin ver susalım uzun uzun ama sen ‘yalnız’ susma

Tut ki bir deniz var önünde
arkanda bir yokluk.
‘Bir’ demek bile imadır ona, hiçlik…
ve başkasının elinde bölük pörçük olmuş hayallerin

Tut ki havada umut, nefes, tazelik
ve yel seni bekleyen
Derinde cevher, derinde tuz
derinde yara
ve ben şimdi bir yelken veriyorum sana

bakmadan ardına,
yürümen gereken
Dem bu dem!

03.02.2011
23:02

gerekli 1

Bana sorarsanız, sevilmektense sevmenin yeri çok ayrı; ne bileyim bi insana karşılıksız bağlanmak, sana iyilik adına yaptığı bi şey olmamasına rağmen yıllarca onu sevmek, her türlü cefasını çekip ses çıkarmamak bazı düşünce tarzlarında salaklık olarak nitelense bile en sevdiğim ideolojilerde insanı insan yapan düşüncelerde bunun yeri her şeyden ayrıdır.

ama hiçbir zaman bana sormadınız o ayrı…